6 Mart 2009 Cuma

Six Feet Under Ardından...


Bu hafta tavan izlemeyi bırakıp, Six Feet Under'ın 4. ve 5. sezonunu bitirmeye adadım kendimi.

An itibariyle dizi bitti, ve benim tam anlamıyla ağzıma s.çtı. Yeni bir diziye başlamak isteyenler; ne kadar muhteşem olduğunu düşünüyorsam da, önermiyorum, başlamayın Six Feet Under'a; depresiflikten zevk alan bir mazoşist değilseniz eğer.

Huzurlu olmakla aklımı kaçırmanın tam ortasında, ince bir çizgide yürüdüğümü hissediyorum uzun zamandır. Adımlarım beni nereye yönlendiriyor bilmiyorum; sanki bir vakumla içimdeki her şeyi çekmişler gibi hissediyorum: bomboş.

Yaşımla alakalı olmadığını düşündüğüm bir şeyi keşfettim -daha doğrusu kabullendim- son günlerde; hayatımdaki her şeyi; herkesi, her olayı, her ilişkimi ve özellikle kendimi; durmak bilmeden sorguluyorum, didik didik ediyorum, paramparça ediyorum zihnimde. Hep böyleydim; ve hep böyle olacakmışım gibi geliyor; çok ama çok korkutucu geliyor bu fikir bana.

Annemi düşünüyorum sık sık nedense, çok özlüyorum; zor günler geçiriyoruz ailecek ve ben ona yardım edemiyorum, bazen sadece sevgi yetmiyor. Six Feet Under'ın bana kattığı bir başka depresif duygu; her an, hayatımdaki herhangi bir insanın ölebileceğini düşünmem -ki son zamanlarda sıkça anneme bir şey olsa ne yaparım ben diyorum, gereksiz bir şey bu biliyorum, ama diyorum, hayır kendime bahane aramıyorum depresif hissetmek için, anlamsız biliyorum, üff ne bileyim işte öyle bir şey.

Çok yorgun hissediyorum kendimi. Kimseyle görüşmek istemediğim, görüştüklerimle de verilmiş sözlerden dolayı görüştüğüm 2 hafta geçirdim. Her gün okula gidip beni tanımayan onlarca insana gülümsüyorum soru sormasınlar diye. Neyin var denmesini istemiyorum bana. Rol yapmak lazım o yüzden bazen, ben de takmaya alıştığım maskelerimi geçirip "yüzümü" gösteriyorum bu sebeple hayata.. Bunun dışında ne yaptığım belli zaten, tavan, six feet under, kendim, sorgulamalarım, falan filan...

Hala açıp da okumadım hiçbir blogu, merak ediyorum çok neler olmuş neler bitmiş ama mecalim yokmuş gibi hissediyorum; kafamı veremeyecekmişim gibi. Kendimi toparlayınca döneceğim buralara, sağlam bir dönüş olacak, umarım.

Yarın dışarı çıkıyorum; belki iki hafta birileriyle görüşürken bile yalnız hissedişimin üstüne; çıkıp, içip, kafayı bulup, dans edip, rahatlamak iyi gelir bana.

Depresyonda değilimdir ve bu bomboş olma duygusu geçer yakında umarım. Bakalım sevgili saykoloğum ne diyecek yarın bana..!

Merak edip de soran herkese teşekkürlerimi; sevdiğim yazarlaraysa, onlara gereken ilgiyi gösteremediğim için özürlerimi sunuyorum...

Herkese sevgilerimi bir de...


"Everytime i believe in a happy ending, i've gotten severely fucked."
- Brenda Chenowith

13 yorum:

LÂL dedi ki...

yavru kuş..Sadece burdayım demek istedim.. hepsi bu.. Kelimeler ,onlarsız anlaşamayanlar içindir belki de.. Biliyorsun işte..

beenmaya dedi ki...

tavandan yerin altına inmen pek başarılı olmamış. iyisi mi biz senle hemen görüşelim ve sen bakışlarını benim bakışlarıma dik bu daha iyi olacak eminim buna ne dersin :)))

kelebenk dedi ki...

her diziden bir şeyler kapılır... çok gülersin, çok ağlarsın, ilişkilere dair bir bakış açısı edinirsin, arkadaşlık öğrenirsin falan filan.

ama bu dizi bana hayata nasıl bakılmalı, insanları nasıl değerlendirmeli, insanları nasıl yargılamamalı değerlerini kazandırdı.

mevlana dan şiir okudukları kısım dağıttı. tam yeri ve zamanıydı.

tekrar izlesem mi diye düşünmeye başladım 2 yıl oldu çünkü.

Bekriya dedi ki...

arada eser insana böyle takma kafaya :)

pRncfRn dedi ki...

Ah ah nasıl güzeldir, belki beğeneceğin birşeyler bulabilirsin burada http://prncfrn.blogspot.com/2009/02/six-feet-under.html :)

Ancak o kadar alışmıştım ki onlara, şimdi yanımda değillermiş, terk edilmişim gibi hissediyorum kendimi :(

Özellikle Claire'i çok özledim ühühühühü :(

eğreltiotu dedi ki...

senii sevoorum ben, bu kadar sıkıntınla bi de beni dinlemek istiosun, kıyamam sana bennn..

feanor dedi ki...

//LaL: biliyorum, teşekkür ederim yavru kuş.

//beenmaya: alkol de ekledik mi listeye, mükemmel olur.

//kelebenk: ben lisedeyken izliyordum diziyi, uzun zaman olmuştu izlemeyeli; dizi oldukça güzel ama gerçekten depresif yapıyor insanı.

ama şimdi bitti ve ben çok sevdiğim insanları kaybetmiş gibi hissediyorum kendimi. garip...

feanor dedi ki...

//bekriya: çok fazla esti bu sefer. dursun istiyorum artık.

//yağmurun prensi: biliyorum, ben de öyle hissediyorum,ben de özledim claire'i.

Brenda'yı da...

//eğreltim: ben de seni seviyorum çok.!

{She's the wonderland}・・・♥ dedi ki...

"Everytime i believe in a happy ending, i've gotten severely fucked."

dünyanın en bencil cümlesi olsa gerek bu.

Bence izleme öle depresif dizileri :P. hepimiz zor zamanlar geçiririz ama güçlü olmak lazım. bak bahar geliyo falan filan. Maskeleri kullanmaktansa, onları kullanmaya gidene kadar polyannacılığı öğrenip onlara hiç ihtiyaç duymamak daha iyi değil mi sence de?

feanor dedi ki...

//era'm: niye bencil ki? değil işte. Brenda demiş onu, kesin doğru.

Çiçekler kuşlar böcekler modunda değilim nedense. Benim sağlam bir Cryfest'e ihtiyacım var, ne dersin?

pRncfRn dedi ki...

Brenda'yı mı? Onun neyini özledin ya çok merak ettim :p

{She's the wonderland}・・・♥ dedi ki...

çok bencil :/ Brenda 80 yaşında evde tek başına ölüp 2 ay sonra koku yüzünden bulunmadıysa bencil. Öyleyse eğer, doğru evet, she's severely fucked.

feanor dedi ki...

//yağmurun prensi: sorunun cevabını gtalkta verdim :)

//era'm: ultra lüks bir bakımevinde ölüyo yanında billy varken. o komik ölüyor zaten, "ehh yeter s..iim senin sorunlarını diyerek :)