Çünküm bugün Erasmus sınavına girdim. Bence oldukça da güzel geçti. Mayıs gibi hibeler açıklanacakmış, hayırlısı, kısmet, falan.
Buradan bir Ferhat Göçer şarkısıyla hibeye sesleniyorum; (zaten nedense son günlerde okulda da mühendis tayfası olarak birbirimize böyle seslenmekteyiz):
“Biri bana gelsin, o da sensin.”
Çünkü Çek de İsveç de hibeli okur, bir tek farkla; İsveç’inki 300 euro daha fazla.
*** Feysbok üyesi blogmania tayfasının da gördüğü ve sağolsunlar tek tek sordukları üzere, artık singıl’ım blog. O değil de ben şunu fark ettim; ilişkiyi bitirmeyi isteyin ya da istemeyin; ister peace bebeğim diyerek ayrılın, ister gürültülü patırtılı; ayrılıktan sonraki günlerde, telefonun o mahzun halleri çok koyuyor adama.
Önceden heyecanla tir tir titrerdi telefonum cebimde; şimdi masamda öylece duruyor, ölü gibi.
Arada evden çaldırıyorum mutlu hissetsin diye falan, işte ben böyle bir hal içindeyim sevgili izleyicim.
O yüzden bir adet de Oya Bora cover’ı gelsin size benden;
Arayın beni, öpeyim sizi sizi. (şappi şappi.)
*** An itibariyle blogrolldaki herkesin kaçırdığım yazılarını okumuş durumdayım. Yetiştim işte size. Hani Feng Shui felsefesi ile evleri yeniden dekore ediyorlardı ya bir ara, odalar daha büyük, ferah falan görünüyordu, ya da insanlar onca para verdikten sonra kendilerini ferah hissetmek zorunda kalıyordu. Önemli olan insanın iç ferahlığıymış; bak ben bedavadan blogrolldakileri okudum sadece; bi' rahatladım, bi' ferahladım anlatamam. Odam artık hipodrom gibi.
*** Bir süre hayatımda sevgili istemiyorum. Bunu söylediğim birkaç insan bana kıçıyla güldü gerçi. Ama haklı sayılırlar; çünkü son 3 ay boyunca kimler geldi, hayatımdan kimler geçti; hiçbirisi senin kadar sevilmedi blog. Bu sefer ciddiyim hem. Vallahi.
*** 2 hafta boyunca neredeyse 7/24 ambient ve chill out dinledikten; üstüne son birkaç gün içinde Six Feet Under soundtracklerini hatmettikten sonra; bugün radyoda çıkan bir Hande Yener şarkısıyla kendimi kaybettim blog; bağıra çağıra söyledim, kalkıp psikopat gibi dans ettim falan. Oh my göd! İçimdeki Çakma Yener aşkı bambaşka okuyucu, korkuyorum kendimden. Beni Araf paklar.
*** Fark ettim ki, son zamanlarda hep “Selamın Hello Sevgili Günlük!” modunda yazılar yazıyorum; eski karamsar halime dönsem mi bilmiyorum ki blog. Mutlu yazılar yazamıyorum ben, çiçekler böcekler falan. Kar tutsaydı yazacaktım ama bak, artık başka kışlara…
Sevgiler and the saygılar efennim!