Vize etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Vize etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Nisan 2009 Perşembe

Vize Arası


Bir süredir, ki son bir buçuk haftaya tekabül ediyor sanırım bu dönem, doğru düzgün bir şey yazamıyorum; kafam çok karışık, birisi/birileri kafamın içine ellerini sokup, beynimi mıncıklamış, beni darmaduman etmiş gibi hissediyorum çünkü.

Aldığım 6 kazık dersle beraber, zaten ultra-hardcore hazırlanmış olan sınav programım, güzide fakültemin pek sevgili öğretim görevlilerine yetmemiş olacak ki, "Bir bilgisayar mühendisi öğrencisi vize döneminde nasıl asosyalin, otun, (ne bileyim), malın(?) alası yapılır" şeklinde düşünüp, nur topu gibi projecikler müjdelediler bize bu hafta. Topu aynı anda geldiğinden sanırım, gelecek 2 hafta boyunca zihnimde bir bir birdirbir oynayacak tüm o projeler, kağıt başında geçirdiğim vakit kadar, bilgisayar başında kod yazarak geçireceğim vakit var çünkü.

Hani ben durmadan diyorum ya, içimde şöyle Feanorcuklar var, böyle Feanorcuklar var diye...

Sonunda gelebilmiş baharın ardından evine, odasına, sigarasına, kağıtlara gömülecek olan benlerden bir adeti, çok mutsuz son günlerde.

Bir başkası hala eskilerde yaşıyor, diğeri gelecek için umut besliyor, diğerinin kafası allak bullak, çünkü, belki bu sefer adam gibi sürüp gidecek bir ilişkinin öznesi olan çok tatlı bir adam bekliyor hayatının bir ucunda (gerçi İsveç'e gidiyorum seneye, nereye sürüyor lan geri zekalı alt benlik!); bir başkası hala Çocuk'un 3 ay sonra onunla konuşmasının şokunda, -ki zaten azarlıyor diğerini ne halt yemeye çalışıyorsun bekle, dur olduğun yerde diye. Diğeri diyor, onun da sevgilisi var. Öbürü çemkiriyor, en azından senden sonra buldu diye... Bir başka ben, umutsuz haykırışlarda, "Gel bana geleceksen, sana dünden hazırım zaten!" diye... Ama bir başka ben, kızgın... Kızgın işte. Kırgın bir de.

Biri, diğeri, öteki... Kendi içimde bölüne bölüne, ben dediğim şeyden ne kadar da uzaklaşmışım ona şaşırıyorum bazen.

İçlerinde bir tanesi var ki, en çok onu seviyorum son günlerde... Hepsinin taaa bişeysine koyayım diyor. Bayılıyorum bunu diyen Feanor'a.

Kıssadan hisse diyecek olursak, 24 Nisan'da sonlanacak vizelerim. Ve ben o zamana kadar, pek buralarda olur muyum bilmiyorum, haber vereyim dedim sizlere. Sürekli düşünmekten, kurgulamaktan dolayı, beynim "fatal error" verip, bir bilgisayarmışçasına çökmek üzere galiba. Bu durumda nasıl ders çalışırım, nasıl proje yaparım; hiçbir fikrim yok...

Ders aralarında uğrarım sayfalarınıza dayanamayıp sanırım. Ama olur da gelemezsem, yorum yazamazsam, sesim soluğum çıkmazsa iki hafta kadar; unutmayın beni, özleyin bir de lütfen.

Hem zaten, büyük ihtimalle, birinci haftanın ardından, kafayı yeme aşamasına gelip, blogu açıp bir şeyler yazacağım yine günlük modunda, böhühühühühü böyle böyle oldu diye... Ama, her ihtimali düşünmek lazım yine de.

Neyse sustum ben, sevgiler and the saygılar efennim.

Bir an evvel inek moduna geçmesi gereken, Feanor.