30 Aralık 2010 Perşembe

Ne Yerim, Ne De Yenim Dar Gerçi Ama..?




“Bunun yanında, tartışarak bittiği için gerçekten üzüldüğüm insanlar da var. Tüm bu anlattıklarımı ilk fark ettiğim günlerde, gazabıma uğrattığım, karşılığında gazabına uğradığım kişiler. Günün birinde, karşılaşınca, sarılacağız ama onlarla, farkındayım bunun; eminim ki, onlar da farkında… ;)” yazmışım bundan yalnızca 1 ay önce.

“İnsan Sarraflığı ve Davranış Analizi” konusunda Yetenek Sizsiniz Türkiye! Ben o kadar acınası bir çömezlikteyim ki bu konuda, Acuncuğum ve diğer iki mal bile anında X’e basar, beni men ederlerdi yarışmaya katılmaktan.

Oynamak istiyorum aslında  ben! Ne yerim ne de yenim dar; ama siz oyun bitti deyip koca bir noktayı koyuyorsunuz sol göğsüme. “Biz hiç yorulmadık, biz hiç yenilmedik desem, yalan. Oyuna devam!” demek isterdim ben, ama "sizin de yumruklarınız vardı."

Ben artık 3. tekil şahısım hayatınızda; dolayısıyla bana tek bir yemek düşer.

Mutluluklar o yüzden bayım - ve iyi günler.

- - -

Görsel: Deviantart - kimcats

27 Aralık 2010 Pazartesi

EskiYeni.



Kıvrılsam kucağına birinizin, saçımı okşasanız… “Şşşşşşşşt,” deseniz; “hepsi geçecek.”

Omzuna yaslasam başımı birinizin, sarılıp öpseniz alnımdan; zaman dursa, öyle kalsak; ben huzurla yıkanana kadar.

Şöyle sigara tüttürsek birinizle karşılıklı, kahvelerimizi yudumlayıp lokumlarımızdan bir ısırık alsak.

The Fall’u izlesek birinizle, ben yine yarısında gülsem, yarısında ağlasam; sonunda “Çok güzeldi değil mi?” desem kurumamış gözlerle.

İp atlasak birinizle, birinizle müzik ‘din’lesek; boğaz turuna çıksak birinizle, birinizle Pierre Loti tepesine gidip saatlerce susmasak…

Lunapark’a gidip çığlık atsak, atlayıp bir yataklı trene hiç gitmediğimiz şehirlerde kendimize yeni parçalar eklesek, booomboş bir vakitte İstiklal’de elimizde biralarla kenara oturup gelene geçene puan versek, sadece martılara simit atmak için binip Karaköy vapuruna; gülsek, gülsek, gülsek.

Mutluluk bir rüzgar gibi esse hepimizin üstüne, 2010dan yadigar tüm kırıklar silkelense...

2011den dileğim bunlar benim…

“Ya aşk?” derseniz, bunları bin aşka yeğlerim.

- - -

Görsel: DeviantArt - Martin8910

24 Aralık 2010 Cuma

"... Elhamdülillah Agnostiğiz."



N’aber?

Öncelikle hepinizin noeli mübarek olsun cemaat, elhamdülillah agnostiğiz!

Sonralıkla belirtmeliyim ki Amélie’yi sevmeyen insanları anlamadığımı fark ettim geçenlerde. NEDEN lan?

35 Trilyon veriyorlar ya yılbaşı ikramiyesi olarak, bana bugün sordular, ne yaparsın?  “1 araba, 1 yazlık, 1 de ev alır; faiziyle yaşarım!!” dedim. Bildiğin memur kafası. Bu kafadan mıdır bilmiyorum ama hala her gece yatmadan önce lens çıkarmaya üşeniyorum. Sonra artık gözümde lens olmadığını hatırlıyorum. Ardından o rüya senin bu rüya benim, Mehmet Günsürlü - sansürlü.

Geçenlerde otobüste Ejderha Mızrağı kitapları okuyan 55+ yaşında bir teyze gördüm. İşte o teyze benim favorim, o teyze benim canım; o teyzeyi seviyorum, bal gıdığından öpüyorum.

Şimdi arada dünkü gibi gayet acılı yazılar yazıyorum ya, bakma sen, acımız o kadar da büyük değil. O KADAR da değil. Yeminle. Ama bilmelisiniz ki 1 lira az diye Pall Mall içiyorum Winston yerine, herkese de “Tadı aynı ki?” diyorum. Bok aynı! Bu konuda acılıyım. Çok hem de.

"Unuttu dediler, hiç sevmedi dediler, gücendim mal." şeklinde bir Tarkan cover'ı yapıp, herkesi “lip care” ile kurumaktan kurtulan kremli dudaklarla öpüyorum!

Gel.Git.




Saatleri bir saat geri alırmış gibi, hayatımı da üç sene geriye alabilseydim çok güzel olurdu. Belki o zaman “Eline ne geçti?” diye sorduklarında, “Bulutlu gözler” diye cevap vermezdim. Gece yarılarında ruhumu o duvardan bu duvara savururken, konuşacak birini arıyorum; bulduğumda konuşamıyorum, konuşmaya çalıştıkça daha çok susuyorum.

Sustukça susuyorum ve susuzluğumu kimse gideremiyor.

GİT dese de ne fayda? Ben sadece GEL’den anlayanlardanım.

- - -

Görsel: Deviantart - Veniamin

22 Aralık 2010 Çarşamba

Görelim, Eğlenelim, Hssktr Diyelim.


Scissor Sisters'ın Invisible Light adlı klibini yorumlamak -en azından benim için- deveye hendek atlatmaktan, Şebnem Ferah'a mutlu şarkı sözü yazdırmaktan, Aliye Kavaf'a eşcinsellerin hasta olmadığını kabul ettirmekten, Demet Akalın'a dahi anlamındaki -de'nin ayrı yazılması gerektiğini öğretmekten ve Mehmet Günsürle sevişebilmekten daha zor.

Şimdi erotik mi desem, korkunç mu desem, iğrenç mi desem bilmiyorum; ama bir yerden +18'i hak ediyor bence bu klip.

İzleyelim, görelim değerli misafirlerimiz.

Hepinizi keşişlerin sizi ayakkabınızın teki olmadan yerde sürüklediği o çayırda öpüyorum.

21 Aralık 2010 Salı

AySiDedPipıl!



Ameliyat olduğumdan beri etrafımda boğazı kesik, gözleri çıkmış, bana gülümseyen ölüler görüyorum.

Yersen.

Kırmızı-beyaz; adeta milliyetçi gözlerle bakıyorum şu an hayata, sağ gözüm kanlı falan... Ama hiç olmadığı kadar net her şey, üstelik tam iyileşmesine üç ay var daha.

Ameliyat fena değildi, vücudum titredi ama gözlerimi milim hareket ettirmedim. Gözümü keserken Amerika’da okuyacak kuzeninden bahseden doktora sövdüm içimden, konuşmak yasaktı çünkü; hem konuşmayı yasaklayan hem de “Sen de mühendistin di mi?” diyen doktora “Hııııhıııııı” diyebildim sadece.

Tam odadan çıkarken fark ettiler, ameliyat masasına tırnağımı geçirmişim, hastanede izim kaldı.

Her ışık görüşümde “vrağğğğğvr” diye bağırıp kaçıştığım, evin içerisinde güneş gözlükleriyle dolaştığım bir haftasonu ardından okula gittim bugün. 97 almışım sınavdan, mutlu oldum. Sonra dostlarımla buluştum; saatlerce oturduk, çok özlemişim zamanın böyle hemencecik akıp gitmesini…

İyiyim demek için giriyorum bu yazıyı, arayıp soran herkese teşekkürler ^^

Mucu.

--

Görsel: gugılimıcız